Matrix, Kırılma Anları ve Hayatlarımız

Seçim yapmanın felsefesi üzerine

Hayat dediğimiz bu yaşam döngüsü, her şeyin önceden belirlendiği bir sebep sonuç ilişkisi içinde mi var olur? Yoksa Şair William Henley’in de dediği gibi kaderimizin efendisi, ruhumuzun kaptanı bizler miyiz?

Socrates öncesi filozoflardan Demokritos, atomculuğu öne sürerek, doğadaki eyin atom denilen özden oluştuğunu. Özü oluşturan bu atomların hareketlerinin bilinmesiyle sonuçlarının da bilineceğini söyleyerek determinizme temel oluşturmuştur.

Determinazione, in base al cielo blu e giallo, se si sente il suono. Doğadaki il suo figlio di sebebin bir. Euger bir sonuç varsa ona neden olmuş bir sebep de mutlaka vardır. Doğal olarak bu görüşe göre özgür irade yoktur çünkü her hangi bir hareketin nedeni yine kendinden önce başka bir hareketin sonucu olmuş olacaktır.

Ben 1988de Bandırma’da doğdum. Neden? Çünkü, 1986 yılında Erzincan’dan Bursa’ya taşınan ailem iki yıl sonra da ‘bazı nedenlerden dolayı’ Bandırma’ya taşınmaya karar verdikleri için.

Questo è un blog di Kendi dedicato al burada yazmamın sebebi, il sevgili Eren Gökyer “in burada yazmamın daha iyi olacağını söylemesi sonucuyla oldu. Zincirin bu sebep- sonuç halkalarını ‘bilebildiğim’ ölçüde uzatabilirim.

Buone notizie Pierre-Simon Laplace daha da ileri giderek hiçbir şeyin şansa bağlı olmadığını söylemiştir. Ona göre şans diye bir şey yoktur, şans olarak tanımlanan olayların gerçekleşeceği önceden bellidir. Çünkü bu olaylar bazı durumların sonucu olarak gerçekleşir. Burada bahsi geçen durumlar çeşitli fizik kurallarına bağlanmıştır. Örneğin parayı attığınızda yazı veya tura gelmesi bizim varsaydığımız gibi yüzde ellilik bir şansa bağlı değil; elimizin parayı tutuş açısına, paranın atıldığı ortama, sıcaklığa, paranın yapıldığı maddeye, paranın büyüklüğüne ve paraya uygulanan kuvvete bağlıdır. Bunu hesaplamak dolayısıyla sonucu bulmak mümkündür. Ancak insan beyni bunu yapabilecek kapasiteye sahip değildir diye düşünür.

Zamanında ‘Wachowski Kardeşler’ de bu konuya epeyce kafa yormuş olacaklar ki, 1999 yılında, temelinde bu konuyu ele aldıkları ve bence tam anlamıyla bir felsefe şöleni olan Matrix filminde bu soruya kendevimi in italiano

Bu filmi şimdiye kadar onlarca kez izlememe rağmen suo defasında farklı anlamlar çıkararak sonlandırıyorum. Geçen haftalarda tekrar izledim. Bu sefer daha önce farkına varmadığım ve fark ettiğimde hayrete düştüğüm bir örüntüyü yakalamıştım. (Bu örüntüyü neden şimdi yakaladığım konusunda küçük bir Açıklama; insanın bildikleri bileceklerini belirler Su sene öncesinden bugüne Kadar okuduklarım, tecrübe ettiklerim MSDS filmden ya da kitaptan farklı seyler öğrenmeme neden un fan di Ayni kitabı daha sonra tekrar okuduğunuzda farklı seyler anlamanıza Olan neden, seyler yeni.. öğrenmiş olmanızve kitabın söylediklerini bu yeni şeylerle tekrar anlamlandırmanızdan kaynaklanır.)

Seçimlerimiz Kaderimizi mi Belirler Yoksa Seçimlerimiz de Kaderimize mi Bağlıdır?

Ana karakter olan Neo, filmin daha ilk otuz dakikasında öyle seçimler yapmaya zorlanıyordu ki, “Dur bir dakika ya?” demekten kendimi alamamış, yönetmenlerinin ne anlatmaya çalıştıkları merak etmiştim. Bu yazıyı daha iyi yazabilmek için, bugün filmi tekrar ve sindirerek izledim. Ama bu sefer hazırlıklıydım; Kahvem, non defterim ve kalemim de yanımdaydı.

Dimdiden uyarayım. Bu yazıya iş yerindeyken, ya da dışarıdayken denk gelirsen kaydet ya da bir alkış bırak. (Bulman kolay olsun) Tavşan deliğine akşam sakin kafayla düşmeni tavsiye ederim. Gündüz Vassaf’ın da dediği gibi ‘yaşam gecenin konusudur’ çünkü.

Sayılar .. Sayılar …

Film, ana karakterlerden biri olan kızın polislerle olan kovalamacasıyla başlıyor. Polisin biraz sonra kıracağı kapının numarası 303.

Kızın adı da Trinity.

Seçilmiş olduğuna inanılan ve önüne sürekli bir seçim çıkarılan karakter ise 101 nolu dairede yaşıyor.

Çocuğun adı Neo

Diğer adıyla; L’unico

Bir Seçim Yapmak Zorundasın Neo! (Hatta onlarca)

Neo, uzun zamandır birini arar. Arar, çünkü soracağı sorunun cevabını sadece o verebilir. Aradığı kişi olan Morpheus, bir gece göndereceği mesajla bu arayış sürecine son verir. (Mesaj Neo’ya yapması gereken ilk seçimi sunar.)

“Beyaz tavşanı takip et.” Neo hiç tanımadığı ve herkes tarafından aranılan bir ‘suçluya’ neden güvensindi ki? Ama Güvenir. Beyaz tavşan dövmeli kadının peşinden gider ve ilk seçimini de yapmış olur.

Ertesi sabah Neo işe geç kalır. Patronu odası çağırıp şunları söyler;

“Bir seçim yapma sırası geldi Mr Anderson. (Neo, sanal dünyadaki takma adıdır) Ya bugünden itibaren masanızda olmayı seçersiniz ya da başka bir iş aramayı.”

Neo bir önceki seçimle, yani beyaz tavşanı takip etmeye karar vererek ‘Alice’in harikalar dünyasına girmiştir aslında. (Bunu ileride tekrar hatırlayalım)

Neo kendisine sunulan bu seçimde, masa başında kalmaya karar vermiştir. (Bu yaptığı ikinci seçimdir.)

Ajanlar, Neo’nun peşine düşerler ve onu yakalamak için iş yerine gelirler. O sırada kargoyla bir telefon ulaşır Neo’ya. Hattın ucundaki Morpheus’tur. Üçüncü seçimi sunar Neo’ya: ‘Binadan çıkman için iki seçeneğin var Neo. Ya iskeleden kaçarsın ya da yakalanırsın. ”

Neo sunulan bu seçenekte korkularına teslim olur. İskeleye çıkmayı göze alamaz. Ajanlara yakalanır. (Bu yaptığı üçüncü seçimdir)

Neo’dan bir seçim yapmasını şimdi de ajan Smith ister;

‘Ya gerçek dünyada ki hayatına, çöpünü dışarı çıkarmaya, vergilerini ödemeye yani’ gerçekliğinde ‘kalmaya devam edersin ya da sanal alemde kurduğun dünyanda yaşarsın. Bu iki hayattan yalnızca birinin yaşama hakkı var. ”

Neo Ajan’ın teklifini kabul etmez. (Bu yaptığı dördüncü seçimdir)

Morpheus, Neo’ya iki seçenek sunar (Şaşırdık mı? Hayır.)

Ancak bu seçimi sunmadan hemen önce o vurucu soruyu sormaktan da geri kalmaz;

“Kadere inanır mısın Neo?”

‘Hayır.’

‘Neden?’

“Çünkü hayatımı yönlendiremediğimi düşünmeyi sevmiyorum.”

Sonra da seçimini sunar;

‘Mavi hapı alırsan, hayatına kaldığın yerden devam edersin. Kırmızı hapı alırsan, sana tavşan deliğinin ne kadar derin olduğunu gösteririm. ”

Neo kırmızı hapı alır. (Bu yaptığı beşinci seçimdir)

Neo, Morpheus’un inandığı gibi o kişi olup olmadığını öğrenmek için kahinin yanına götürülür.

Kahin; “Vazo için sakın endişelenme.” der.

“Ne vazosu?” deyip etrafına bakındığı anda kırar vazoyu Neo.

“Bunu nereden bildiniz?”

«Senin kafanı karıştıracak olan asıl soru şu; Ben bir şey söylemeseydim, sen yine de o vazoyu kırar mıydın? ”

Aslında kahin burada şunu sormuş olur; Yapmış olduğun seçimlerin gerçek mimarı kim? Kararlarını almanı sağlayan şey özgür iraden mi yoksa önceden yazılmış bir kaderin gerektirdiklerini mi yerine getiriyorsun?

Kahin Neo’un ellerine bakar ve ona seçilmiş kişi olmadığı söyler. Seçim sunma sırası şimdi de kahindedir.

‘Bir seçim yapman gerekecek. Bir tarafta Morpheus’un hayatı diğer tarafta kendi hayatın. Biriniz ölecek. Kimin öleceği sana bağlı. ”

Neo odadan çıktığında Morpheus’la göz göze gelir. Bu kısa sessizliği Morpheus bozar;

«Söylenenler senin içindi. Sadece senin için. ”

Çünkü aynı kahin daha önce de Morpheus’a seçilmiş kişiyi bulacağını söyler.

Morpheus ajanların eline düşer. İnsanlığın elinde kalan tek şehir olan Zion’a girmek için ajanların Morpheus’un zihnindeki kodlara ihtiyacı vardır. Bunu bilen Tank, Morpheus’un fişini çekip onu öldürmekten başka çare olmadığını anlatır.

Kahinin ona söylediklerini birer birer çıktığını gören Neo, onu kurtarmak için kendini feda eder ve 303 numaralı kapının önünde ölür.

Ancak Trinity bunun böyle olmaması gerektiğini, onun ölemeyeceğini söyler.

Çünkü yine aynı kahin Trinity’e, bir adama aşık olacağını ve bu adamın da seçilmiş kişi olacağını söylemiştir.

Trinity’nin aşık olduğu adam Neo’dur ve buna göre de Neo’un ölmemesi gerekir. Dudaklarına bir öpücük kondurur ve Neo tekrar hayata döner. Kahinin kehaneti böylece gerçekleşmiş olur.

Kırılma Anları

Trinity, üçlü ya da üçleme demektir. Peki isim anlamı üçlerle dolu olan Trinity’nin thek sahnede 303 numaralı odada bulunması bir tesadüf müydü?

Aranılan kişi olduğunu ifade etmek için ‘The one’ dedikleri Neo neden 101 numaralı dairede yaşıyordu? 101 giorni prima e dopo il tuo programma, come già detto, è vero e proprio. İşletme 101, felsefe 101 gibi. Burası da Neo’nun yeni gerçekliklere adım attığı bir başlangıç ​​yeri olduğu için mi kapı numarası 101 ‘di. Bu da başka bir tesadüf müydü?

Anlaşıldığı üzere, Wachowski Kardeşler hiç de tesadüflere ya da şansa inanan tipler değildi. Tam tersine sağlam birer deterministlerdi aslında. Onlara göre her şeyin bir sebebi vardı. Zaten film de tam olarak bu gözle izlendiğinde keyif vermeye başlıyor. Filmde var olan herkesin, her her heron belirlenmiş birer rolü vardı ve sırası gelince herkes, her şey görevini yerine getiriyordu.

Hiçbir şey tesadüf değildi. Ne kapı numaraları ne de Neo’nun kırmızı hapı seçmeye karar vermesi. Her şey yazılmıştı. Kahinin de söylediği gibi, asıl sorulması gereken soru “Ben söylemeseydim sen o vazoyu yine de kırar mıydın?” sorusuydu.Determinist bakış açısına göre kırmazdı çünkü Neo’un vazoyu aramak için etrafına bakmasına sebep olan şey kahinin vazodan bahsetmiş olmasından kaynaklanıyordu.

Burada bir soru da ben sorayım; Kahin vazonun kırılacağını bildiği halde ‘vazo için endişelenme’ demeyi neden seçti? Bunu söylemeden de sonucu göremez miydi?

Neo bir önceki seçimle, yani beyaz tavşanı takip etmeye karar vererek ‘Alice’in harikalar dünyasına girmiştir aslında. Bunu ileride tekrar hatırlayalım demiştik. O zaman devam edelim.

Neo’ya filmde sunulan ilk seçim, Beyaz tavşanı takip edip etmemek üzerine kurgulanır. Ancak Neo è il defa bu seçimle mi tavşan deliğine adım atmış olur? Sanmam. Çünkü Neo’nun zaten bir şeyleri daha önceden aramaya başlaması, aklını kurcalayan bir şeyin peşine düşmesi sebep olur bu gelişmelere. O gün o beyaz tavşanı takip etmese de başka bir gün başka bir şekilde Morpheus’la yolları kesişecekti.

O her ne kadar ‘Kadere inanmam çünkü hayatımı yönlendiremediğimi düşünmeyi sevmiyorum. ‘dese de kaderin ördüğü ağlara hapsolmuştur.

Kahin Morpheus’a ‘O kişiyi bulacaksın’ dediğinde O kişinin Neo olduğu belli değildi. Başkası da olabilirdi. Neo kafasındaki sorulara cevap aradığı için kendi hayatının yönünü değiştirir ve kahinin bahsettiği O kişi olur.

Diimdi burada ‘E işte sorulara cevap aradığı için kendi kaderini şekillendirmiş. Demek ki kaderine etki edilebiliyor. ” diye düşünebilirsin. Peki Neo’nun sorulara cevap aramasına neden olan şey neydi? Neden o da geriye kalan çoğunluk gibi matrix’te yaşamaya devam etmeyi kabullenemiyordu da, bir şeyleri aramaya niyet ediyordu. Che ne pensi di una ragazza irlandese con i tuoi amici?

Yaptığı ikinci seçimde masa başında kalmaya değil de işten ayrılmaya karar verseydi o gün yine de ajanlara yakalanır mıydı?

Kendisine Kırmızı ya da mavi hap sunulduğunda aslında daha önce yaptığı seçimleriyle kırmızı hapı seçeceğini de belirlemiştir Neo. Böylece kader ağlarını tüm hızıyla örmeye devam eder.

Hayatlarımız

İbni Haldun’un ‘Coğrafya Kaderdir’ sözü aslında determinista bir yaklaşımı ifade eder. Steve Jobs Amerika’ya gelmeseydi ve Suriye’de büyüseydi bugün Steve Jobs olabilir miydi? tartışmasını duymuşsunuzdur.

İngiliz Grafiti sanatçısı Banksy’nin bir çizimi

Steve Jobs’ın babası Abdulfettah Candali, 20’li yaşlarının başında Suriye’den New York’a göç etti. Jobs, henüz bebekken evlatlık verildiği Paul ve Clara Jobs tarafından büyütüldü.

Aslında İranlı olan ve zamanın İngiliz kolonisi olan Zanzibar adasında doğan ve asıl adı, Farrokh Bulsara olan Freddie Mercury, İrandan Hindistana oradan da İngiltere’ye geçmeseydi yine de bir rock yirld

Peki coğrafya kaderse, ma dire insanlar bugün elde ettikleri gerçekliğe nasıl ulaştılar? Kader olan içinde doğdukları coğrafyaları mıydı? yoksa o coğrafyada doğmalarına rağmen, bu hale gelebilmeleri mi onların kaderleriydi?

‘Kendisi tam bir aptal ama oyundaki rolü de bu’

-Khrysippos-

Yazdığım ve şu an son düzenlemeleri yaptığım kitabımda da bu konuya farklı bir açıdan değindim.

Yazının en başında Matrix filmi için ağır spoiler içerir demeyi unuttum. Eğer bu filmi şimdiye kadar izlemediysen, bunun için bana kızabilirsin. Evet filmi olduğu gibi anlattım ve bunu düzeltme gereği de duymadım.

Belki de bu yazıyı filmi izlemeden önce okuman gerekiyordur. Kim bilir?

Takip İçin,

cinguettio

Taner ŞANLIOĞLU (@tanersanlioglu) * Foto e video di Instagram
2.155 follower, 44 seguiti, 280 post – Guarda le foto e i video di Instagram di Taner ŞANLIOĞLU (@tanersanlioglu) www.instagram.com

Facebook | Twitter | Instagram | Lento | Kodcular | Editör | Sponsor